Son yıllarda sürekli gazetelerden okuyor, televizyonlardan duyuyor izliyoruz. Son 30 yılın, 50 yılın, 80 yılın, 150 yılın, 300 yılın, 1000 yılın, 1400 yılın en sıcak yılı, yazı, kışı, ayı, haftası ve hatta günü olacak şeklindeki haberleri. Bu haberler kafa karışıklığından başka bir şey yaratmıyor. Tamam küresel ısınma var, dünya ısınıyor, her yıl daha fazla sıcak oluyor ve hepimiz öleceğiz.
Şu an bulunduğumuz yıl ve gelecekteki yıllar için yapılan tahminler birbirini tutmayabilir. Bu yüzden farklı rakamlarla karşılaşmamız doğaldır. Sonuçta bunların hepsi tahmindir. Fakat geçmiş yılların verileri kaydedilmiş olup yeni yapılan tahminleri geçmiş yıllarla mukayese ederken daha dikkatli olunmalı.
Medyada çıkan istatistiki bilgiler üzerine yazılanlara kendimi bildim bileli gıcık olmuşumdur. Aralarında mantıklı olanlar yok değil. Şimdi bu konuda yaptığım araştırma sonucu bulduklarımı sizlerle paylaşacağım. Bakalım nasıl bir sonuca ulaşacağız.
İlk olarak hürriyet gazetesinden bir alıntı.

Aslında son 1400 yılın en sıcak 1. yılı 1998 yılıdır. Bunun havada biriken sera gazları ve kuvvetli bir El Nino gibi 2 büyük nedeni vardı. Böylece, 1998 en sıcak 1. yıl, 2002 en sıcak 2. yıl, 2003 en sıcak 3. yıl, 2004 en sıcak 4. yıl, 2005 en sıcak 5. yıl ve 2006 en sıcak 6. yıl oldu. (Hürriyet)

Neymiş; son 1400 yılın en sıcak yılı 1998 miş. Kim diyor bunu Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu.
 Başka bir kaynağa bakalım.
'1998, son 400 yılın en sıcak yılıydı. 2007 daha da sıcak olacak' diyen Prof. Dr. Miktad Kadıoğlu, 1960'lara göre son 10 yılda afet sayısının üç, sigorta kayıplarının 15 kat arttığını söyledi (Radikal)

Birden bin yıllık bir fark çıktı ortaya. Bunu diyen de aynı kişi. Neyse belki bir yanlışlık olmuş, böyle birşey çıkmış oratya deyip önemsemeyelim.
Fakat 1998'in bu güne dek ölçülmüş en sıcak yıl olduğu, kaynak olarak NASA gösterildiği bu haberde tekrarlanıyor. Her ne kadar NASA o yıl (2005) için tahminlerini tutturamasada en azından geçmiş yılların verilerin doğru analiz edeceğini düşünerek 1998'i en sıcak yıl olarak kabullenelim.
Bazı kaynaklarda 1998 en sıcak yıl yaz olduğuda söyleniyor. ( En sıcak yıl ve en sıcak yaz farklı olabilir. Çünkü en sıcak yıl dediğimizde tüm yılın sıcaklık ortalaması alınır.)
Ama O da ne ! şu kaynakta 2005 in 1998'in rekorunu çok az bir farkla kırdığı haberi yapılmış. Ama haber 2005 Ekiminden yayınlandığı için önemsemiyoruz. Zira yıl daha bitmemiş. Fakat 2006 yılında başka bir haberde bazı araştırmacılar aynı şekilde düşünmesede NASA 2005 son yüzyılın en sıcak yılıdır demiş.
Eee ben niye 2005 yukarıda "NASA'nın 2005 yılı taminleri tutmasada" dedim. Çünkü ilk verdiğim kaynakta yazılanları doğru kabul ettim. Benzer tahminler 2007 yılı içinde yapılıyor.
Daha fazla kafa karşıklığı yaratan kaynaklar vermek istemiyorum. Zaten bu tür haberleri artık kanıksamış durumdayız.  Fazla ilgi çekmiyor. Sanayileşme sonucu olşan atıklar gezegenimizin düzenini bozdu. Doğal felaketler arttı. Aslında burada bir düzeltme yapmak lazım. Büyük yıkımlara yol açan ve doğal afet, felaket olarak adlandırılan olaylar insan faaliyetleri sonucu daha da yıkıcı hale geliyor. Bu yüzden bunlara doğal afet demek ne kadar doğru? Bunlar insan faaliyetleri sonucu olarak daha yıkıcı hale gelen Suni felaketlerdir.
Medyada Küresel ısınmanın sonuçları ile alakalı senaryolar, komplo teorileri yer alıyor. (Su savaşları, deniz su seviyesinin artması nedeniyle büyük göçler...)
İnsanoğlu aklını başına almazsa bu felaketler artrak devam edecektir. Bunun bedelini ise çocuklarımız  torunlarımız  ödeyecektir.  Bu arada bedel ödeyenler arasında bizde olabiliriz. Hatta ödüyoruzda. Televizyonlardan görüyoruz. O felaketler birgün bizimde kapımızı çalabilir.

(yok Yorum yapılmış) Yorum yaz! Baglanti

Aslında başlık şu şekilde de olabilirdi. "Dörtte üçü sularla kaplı dünyada susuz kalmayı becermek". İnsanoğlu yaşadığı dünyayı yaşanılmaz bir hale getirmek için elinden geleni yapıyor.
Bu arada başlığı kendimize uyarlayarak "Üç tarafı denizlerle çevrili ülkede susuz kalmak" şeklinde mi yazsaydım acaba?

Şu an medyamızın gündeminde iki önemli mevzu var. Seçimler ve aşırı sıcaklar ile su sıkıntısı. Daha ilköğretimden itibaren öğretilir. Dünyanın dörtte üçü sularla kaplıdır, vucudumuzun yüzde 60-70'i sudan oluşur diye.

İyide dörtte üçü sularla kaplı olan dünyada nasıl susuz kalabiliyoruz. Çünkü dünyadaki suların çok azı (Yüzde 2,5) içilebilir tatlı sudur. Deniz suyu içilemezmi ? İçilebilir. Fakat deniz suyu tuzlu olduğundan susuzluğumuzu gidermek yerine bizi daha fazla susatır. İçmek için sudaki tuzu ayırmak gereklidir. Bunun içinde suyu buharlaştırmak, buharlaştırmak içinde ısıtmak. Suyu ısıtmanında bir maliyeti vardır.
Olsun Yüzde  2,5 de çok büyük bir miktardır diyorsanız  bu suyunda  yüzde  74'ünü buzullar  teşkil ediyormuş. (Daha önce bir yazımda  dünyadaki tatlı suların %90'ı  Antarika'da bulunur demiştim. İki farklı kaynak ve yine kafa karıştırıcı farklı rakamlar.) Sonuç olarak yeraltı ve yer sütündeki tatlı suların yüzde 1'inden daha azına ulaşabilyormuşuz. Çok karamsar bir tablo değilmi? Rakamları sizi korkutup suyu daha dikkatli kullanmanız için uydurmuyorum. Bende buranın yalancısıyım.

Eee ne olmuş yani bu bilgileri her yerde duyuyor okuyoruz. Televizyonlarda uzman sıfatı ile çıkan adamlar hep anlatıyorlar bunları. Medyada en karamsar tabloyu kim çiziyorsa onu ekrana getiriyor. (Bu dönemde en karlı iş su satmak. Heryerde bir su satıcısı var. 10-15 kuruşa aldıkları suları 50 kuruşa satıyorlar. )
Sadece sorunları dile getirmek onları çözmüyor. Birazda çözüm yollarını göstermek gerek. 
İçilebilir suyu elde etmek için ne gibi altarnatifler var onları konuşmalıyız. Bir arkadaş bu yolları anlatan güzel bir yazı hazırlamış. İçlerinde en uygulanabilr, işe yarar ve benim tuttuğum yöntem şu.

 Bu yöntemle günde 1,5 litre su kazanılabilyormuş. 1,5 litre deyip küçümsemeyin. Amaç içme suyu üretmek. Gördünüz aletin daha büyüğü yapılabilir aynalar yardımı ile ya da güneş enerji sistemleri ile entegre hale getirerek gün içinde elde edilebilecek tatlı su miktarı arttıralabilir. Üstelik çokta ucuz bir yöntem. Gereken sadece güneş ışığı. Oda fazlasıyla mevcut. Bence su direkt güneş altında buharlaştırmak yerine camı siyah bir filmle kaplamak daha doğru olur. Hem daha verimli olur hemde direkt güneş ışığına maruz kalan su sağlık açısından zararlı olabilir.
http://www.acikistihbarat.com/Haberler.asp?haber=6515

(yok Yorum yapılmış) Yorum yaz! Baglanti
3/1/2008 23:13

Vista'nın havası fena kaçtı

Vista'nın havası fena kaçtı


Windows Vista yere göğe sığdırılmazken, oyun kullanıcıları son zamanlarda birçok problemle karşılaştı ve Microsoft yetkililerinin kulaklarını bol bol çınlattı. Microsoft da gerekli araştırmaları yaptı ve birkaç hafta içerisinde çıkarılacak patch'ler (yamalar) ile bu sorunları düzelteceğini açıkladı. 5 milyondan fazla testçinin elinden geçen Vista'nın, oyunların Install kısımlarında sorun çıkarabildiği gibi, oyun içi donmalarına ve oyunun bozulmasına neden olabilecek bug'lara sahip olduğu tespit edildi. Bununla beraber MSN oyunlarının bir kısmında, Vista'nın, henüz çözülemeyen bir nedenden dolayı bu oyunlara yasak koyduğu gözlemlendi. Yetkililer düzeltme çalışmalarının sürdüğünü açıkladı.

(1 Yorum yapılmış) Yorum yaz! Baglanti

Gmail kapılarını herkese açtı

 


Gmail, dünya ile aynı anda Türkiye'de tüm internet kullanıcılarının kullanımına açıldı. Google Türkiye Ülke Müdürü Erem Karabey, internet kullanıcılarının artık davete gerek olmadan ücretsiz olarak Gmail e-posta adresi alabileceklerini bildirdi.

Uygulamayı Türkiye'de bütün dünya ile aynı anda başlattıklarını belirten Karabey, bugüne kadar spam mailleri uzakta tutmak için koruma amaçlı kapalı hesap açma sistemini tercih ettiklerini, koruma sistemine yönelik yaptıkları çalışmaların sonucunda son kullanıcıların spam maillerden rahatsız olmayacağı noktaya gelindiğini, bu nedenle Gmail'i herkese açtıklarını söyledi.

'Kullanıcılar spam mesajları rapor ederek, spam filtresini güncellemeye yardımcı olabiliyorlar, yani etkileşimli bir sistem bu' diyen Karabey, güvenliğin kapalı sistemdeki kadar etkili olacağını aktardı.

2 GB'LIK KAPASİTE...

Türkçe olarak kullanılabilecek Gmail'in, 2 GB'lik kapasiteye sahip olduğunu aktaran Karabey, şöyle devam etti:
'Bunu Türkiye'de veren yok. Böylece kullanıcılar mesajlarını silmeden daha fazla bilgi, dosya ve resim saklama olanağına sahip olacak. Biz diyoruz ki, e-postalarını artık silmeyin, fotoğraflarınızı silmeyin, hepsi orada dursun ve e-postanızın içinde bunu kim, ne zaman atmıştı vesaire diye yazmayın. Çünkü arama fonksiyonu var. Yani e-postalarınız içinde arama yapabiliyorsunuz. Google'nin arama gücünü Gmail'inizin içinde olduğunu düşünün ama bu aramayı sadece hesabın sahibi yapabilecek tabii...'

Erem Karabey, Gmail'de e-postaların konu bazında gruplama olanağının da sağlandığını belirterek, 'Mesela gelen kutunuza düşen bir mailin konusu 'Cumartesi akşam programı' olsun. Sonra Ahmet yanıtladı, onun konusunda 2 yazıyor, Ayşe'nin yanıtına 3 yazıyor... Hepsi orada tutuluyor. Yani bir konuyla ilgili bütün e-postaları alt alta tutuyor' diye konuştu.

'GMAIL'DE CHAT YAPILABİLİYOR'

Gmail'in içinden chat yapılabildiğini kaydeden Karabey, bunun için herhangi bir programın download (indirme) işlemine gerek kalmadığını, e-posta adresine girildiğinde bir pencere açıldığını, adres listesindeki kişilerin online ya da offline olup olmadığının görülebildiğini ve her bilgisayarda ekstra bir işlem yapmadan bu hizmetten yararlanılabildiğini anlattı.

(yok Yorum yapılmış) Yorum yaz! Baglanti

RTUK'ten bilinçli İnternet dersleri

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), resmi internet sitesinde hizmete giren sayfasında çocukları internetin olumsuz etkilerinden ve bu yolla görebilecekleri zararlardan korumayı amaçlıyor.

Üst Kurulun 'www.rtuk.org.tr" adresindeki resmi internet sitesinde "Çocukların güvenli internet kullanımı" başlığı altında oluşturulan sayfalarda hem ebeveynler hem de çocuklar için öneriler yer alıyor. Sitede güvenli internet kullanımına ilişkin bilgi alınabilecek başka internet adresleri ile bu konuda gerçekleştirilmiş araştırmalara ulaşma olanağı da sağlanıyor.

Çocukların ve ailelerin bilinçli birer internet kullanıcısı olmalarını sağlamak, küçükleri internet aracılığıyla uğrayabilecekleri zararlardan korumak amacını taşıyan sayfalarda, öneriler çocuklar ve ebeveynler için ayrı ayrı hazırlanan bölümlerde sunuluyor.

 

Ebeveynler için hazırlanan ve 'İletişim özgürlüğü içinde yer alan internet kullanımında da dikkat etmemiz gereken kurallar, çocukların internetten güvenli bir şekilde yararlanmalarını sağlamak açısından önem taşımaktadır" denilen bölümde yer verilen önerilerden bazıları şöyle:

 

-'Her şeyden önce çocuğunuzla iyi bir iletişim içinde olunuz. Çocuğunuzun arkadaşları, zevkleri, korkuları, sevdikleri ve sevmedikleri konular hakkında bilgi sahibi olunuz. Çocuğunuza, her konuyu sizinle paylaşabileceği güvenini veriniz. Sizin yetersiz kaldığınız konularda uzmanlardan yardım alınız.

-Çocuğunuzun internete girdiği bilgisayarın çocuğun odasında olmamasına, evinizin ortak kullanım alanı içinde olmasına dikkat ediniz.

-Çocuğunuzun internette kalma süresine ve bilgisayar kullanma süresine mutlaka kısıtlama getiriniz.

-Her konuda olduğu gibi, bu konuda da ebeveyn olarak çocuklarınıza iyi birer örnek olunuz. Bilinçli ve güvenli internet kullanım kurallarını öğreniniz ve uygulayınız.

-Çocuğunuzla ve okul öğretmenleriyle birlikte çocuğunuzun yaşına uygun ve güvenli olan internet sitelerinin adreslerini belirleyiniz. Belirlediğiniz sitelerin adreslerini bilgisayarınızın 'sık kullanılanlar' bölümüne kaydediniz. Böylece bu sitelere giriş işlemi daha kolay olacaktır.

-İnternette mümkünse çocuğunuzla birlikte gezininiz.

-Çocuğunuzun internet kullanımını sık sık denetleyiniz. Hangi sitelere girdiği, hangi sohbet ortamlarında bulunduğu konusunda fikir sahibi olunuz. Mümkünse sohbet ortamlarındaki arkadaşlarını tanımaya çalışınız.

-Gerekli güvenlik ve filtreleme programlarını edininiz.

-Çocuğunuza sizin izniniz olmaksızın, kendi adresini, okulunun adını, telefon numaranızı, ebeveyninin iş adresleri ve iş yeri telefon numaraları gibi kişisel bilgileri internet sohbet ortamında kimseye vermemesi gerektiğini öğretiniz.

-Çocuğunuza, internet ortamında yeni tanışılan kişilerin her zaman kendileri ile ilgili doğru bilgiler vermeyebileceği, kimlikleri ve yaşlarıyla ilgili yanıltıcı bilgiler verebileceği gerçeğini anlatınız.

-Çocuğunuza, size sormadan internet ortamında alış veriş yapmaması gerektiğini, istenilen kredi kart numaraları bilgilerini vermemesini öğretiniz.

-İnternet sohbetlerinde onlardan yapmamaları gereken ya da onları rahatsız eden bir davranışta bulunmalarını isteyenler olduğu takdirde, sohbeti bırakarak hemen size haber vermesini ve olayı anlatmasını isteyiniz. Çocuğunuzun size güvenmesini sağlayınız. Çocuğunuza kızmayınız, korkutmayınız. Çocuğunuza her konuda destek vereceğinizi hissettiriniz.

-Şaka yapmak amacıyla dahi arkadaşlarıyla hatta hiç kimseyle korkutmak amacıyla tehdit edici bir üslupla iletişim kurmamalarını anlatınız. Günlük hayatta olduğu gibi, internette de kötü ve kaba kelimeler kullanmamalarını, kibar ve güzel bir dil kullanmalarını isteyiniz.

-Kelimeleri büyük harflerle ve uzatarak yazmak, düşüncelerimizi iletişimde bulunduğumuz kişiye ısrarcı bir şekilde kabul ettirmeye çalışarak ifade etmenin saldırgan bir ifade tarzı olarak anlaşılabileceğini, bu tür iletişimden uzak durulması gerektiğini öğretiniz."

 

ÇOCUKLARA ÖNERİLER
RTÜK'ün sitesinde güvenli internet kullanımına yönelik olarak çocuklara yönelik önerilerden bazıları ise şunlar: -'Bilgisayarın önünde uzun süreli hareketsiz kalmayın, kambur oturmayın; sırtınızı destekleyecek bir sandalye veya oturma alanı seçin. Işıksız ortamda bilgisayar kullanmayın.

-İnternette mümkünse ailenizle birlikte gezinin. Eğer aileniz müsait değilse, sadece ailenizin ve okul öğretmenlerinizin onayladığı siteleri ziyaret edin.

-Ziyaret ettiğiniz sitenin 'güvenlikle ilgili sorularını' dikkatlice okuyun, sitenin sizden istenilen bilgileri ne amaçla istediğini öğrenin ve ailenize danışarak sizden istenilen bilgileri verin. Ailenizin onayı olmaksızın resminizi, adresinizi, telefon numaranızı, okulunuzun adını vermeyin.

-İnternet kullanıcı adınızı ve şifrenizi ailenizin dışında hiç kimseye vermeyin.

-İnternet ortamında, sohbetlerde sizi rahatsız eden görüntü, ses ve yazılar yer alırsa hemen bulunduğunuz internet ortamından çıkın ve ailenize haber verin.

-İnternet ortamında yeni tanıştığınız kişiler her zaman sizin yaşınızda olmayabilir. Kimlikleri ve yaşlarıyla ilgili sizi yanıltabilirler. İlk defa karşılaştığınız yeni mesaj ve kişileri mutlaka ailenize gösteriniz.

-İnternet sohbetlerinde biri sizden yapmamanız gereken ya da sizi rahatsız eden bir davranışta bulunmanızı isterse, sohbeti bırakıp hemen ailenize haber verin ve olayı anlatın. Ailenize güvenin ve kızacaklarını düşünerek korkmayın. Onlar size destek olacaktır.

-İnternet sitelerinden bilgisayarınıza yükleyeceğiniz veya indireceğiniz programlar ve içerikler hakkında ailenize haber verin, lütfen onların izni olmaksızın bu işlemleri yapmayın.

-İnternet ve bilgisayar evinizde ya da okulunuza yoksa ve interneti başka bir yerde kullanıyorsanız bu yerin neresi olduğu hakkında ailenizi bilgilendiriniz. Onların izni olmaksızın bu yerlere gitmeyiniz. Sizin için uygun olmayan (sigara içilen, filtreleme kullanmayan işletmelerde) ortamlarda bulunmayın.

(yok Yorum yapılmış) Yorum yaz! Baglanti
3/1/2008 23:10

Vista, HD Photo ile geliyor

Vista, HD Photo ile geliyor

 

Microsoft geçen sene JPEG formatından daha az yer kaplayan bir resim formatı geliştirdiğini duyurmuştu. Şirket, Windows Media Photo olarak duyurduğu formatı Vista ile beraber HD Photo adı altında sunuyor.

Microsoft, HD Photo (Yüksek Tanımlı Fotoğraf) formatını yüksel çözünürlüklü fotoğraf çekebilen makinalarda vazgeçilmez haline getirmeyi hedefliyor. HD Photo, belirtildiğine göre JPEG formatından daha fazla ayrıntıyı daha az alana kaydedebiliyor. Aynı kalitede resimi yarı alana sığdırmayı başaran formatın güvencesi Vista'dan geliyor. Vista'nın yanında Adobe ile anlaşan Microsoft, formatı Photoshop'ta da kullanılabilir hale getirecek. Ardından dijital kameralarda da kullanıma sunulacak format Microsoft'un güçlü lobisini ardına alıyor.


JPEG, JPEG 2000 ve HD Photo'nun sıkıştırma kabiliyeti. Sıkıştırılmış sürümde ne kadar fazla renk varsa orijinalden o kadar uzaklaşılmış oluyor.

Fakat bundan önce JPEG formatının geliştirilmiş sürümü JPEG 2000, GIF formatının eksikliklerini tamamlayan PNG formatı seleflerini yeryüzünden silemedi. Ayrıca bazı dijital fotoğraf makinası üreticileri yeni formatı JPEG yerine koymaya çekiniyorlar. Zira JPEG tam anlamıyla bir endüstri standardı. Üreticilere göre HD Photo'nun aynı desteği alması için kullanıcı tabanını oldukça genele yayması gerekiyor.

Yeni formatın yaygınlaştırmak için Microsoft, lisanslama konusunda esnek davranacağını bildirdi. Format'ın açık kaynak programlarda kullanılabilmesi de mümkün olacak. Şirket, Windows harici sistemler için geçiş araçları tasarlayabilmek için gerekli araçkitlerini de
sunuyor.

(yok Yorum yapılmış) Yorum yaz! Baglanti

Kodak'dan yeni teknoloji yazıcı ve mürekkep

 
 Kodak, kendi ürettiği mürekkebi kullanan yeni nesil yazıcı serisini tanıttı. Hepsi bir arada özelliği ile gelen yazıcılar, Kodak'a göre rakiplerinin mürekkep maliyeti ile iki kat daha fazla döküman basabiliyor.

Kodak kartuşlarda da yeni bir yenileme yöntemi sunuyor. Ekonomik paketler halinde satılacak kartuşların mürekkep kısmı ayrı olarak yenilenebiliyor. Böylece kullanıcıların her seferinde eski kartuş teknoloji kartuşları atıp yerine yeni teknoloji kartuş almaları engellenmiş oluyor.



Üç adet modele sahip ürün gamındaki en ucuz yazıcı modeli EASYSHARE 5100 All-in-one. Dakikada 32 siyah-beyaz ve 22 renkli çıktı verebilen bu modelin ABD fiyatı 149.99$ olarak duyuruldu. 5300 modelinin ek olarak 3" LCD monitörü bulunuyor ve fiyatı 199.99$. En pahalı model ise 5500 modeli ise 5300'ün özellikleri yanında fax çekebilme özelliği ve fotokopi çekmeyi kolaylaştıran 35 sayfalık besleme birimi ile geliyor, fiyatı 299.99$. Tüm yazıcılar yüksek tanımlı CCD tarayıcısına ve Bluetooth bağlantı noktasına sahipler.

Siyah beyaz kartuşların fiyatı 9.99$, beş renk mürekkebe sahip renkli kartuşların fiyatı ise 14.99$ olarak duyuruldu.

Hedef kitlesi olarak ev kulanıcıları ve küçük büyüklükte işletmeleri seçen Kodak'ın yeni nesil yazıcı serisi Mart ayında
şirketin sitesinden satılacak. EASYSHARE yazıcılar, firmanın tüketici pazarına yönelik çıkardığı ilk yazıcı serisi olma özelliğine sahip.

(yok Yorum yapılmış) Yorum yaz! Baglanti

Cebinizdeki baskı makinesi: ZINK

ZinkBaskı makineleri piyasaya çıktığından beri, fotoğrafçılara daha az gider olduk. Peki şimdi baskı makinesinin cebinize sığdığını düşünün. Henüz tanıtımı yapılan ZINK isimli cihazın fiyatı 99$ olacakmış. Çekin, kaydedin ve çıkarın.

Link

 

yenibu.com

(yok Yorum yapılmış) Yorum yaz! Baglanti

Karasal Dijital Televizyon Yayıncılığı Nedir Ne Değildir?    

Öncelikle başlıkta adı geçen ve bu standardın oturması ve yaygınlaşması, biraz zaman alacak olsa da zamanla büyük illerimizden başlayarak bütün Türkiye'yi kapsayacağı kesin diyebiliriz fakat şu an için DVB-T pilot uygulamaları, 3 Şubat 2006 tarihi itibariyle başlamış olmakla beraber, bildiğim kadarıyla henüz bir elin parmaklarını geçmeyecek kanal sayısı ile sadece; Ankara(UHF 31), İstanbul(UHF 23) ve İzmir’de(???) düşük güçle test olarak yayınlanıyor.

Yakın zamanda Cenevre'de Uluslararası Telekomünikasyon Birliği tarafından gerçekleştirilen Bölgesel Radyo komünikasyon Konferansı'nda yapılan görüşmeler sonucunda 1052 adet kanalın tahsisi yapılmış ve yıl sonuna doğru da Telekomünikasyon Kurumu tarafından, Türkiye'nin karasal sayısal frekans planı haline dönüştürüleceği kararlaştırılmış durumda. Yine bu toplantıda alınan kararla, özellikle Avrupa ülkelerinde 2015 yılına kadar tüm karasal analog yayınlara son verilerek, karasal sayısal yayına geçileceği öngörülüyor.

Karasal yayınları izleyebilmek için; bu çıkışa sahip olmayan televizyonlara; bildiğimiz uydu alıcılarına benzer ama daha ufak karasal TV alıcısı bağlanması gerekiyor. Bilgisayarlarda ise DVB-T tv kartı gerekiyor.


Karasal Sayısal Yayın (DVB-T) Nedir ?

Yayınların izleyicilere iletilmesinde yerel vericiler kullanılarak yapılan Digital yayın türüdür. Çoğu Avrupa ülkesinde faaliyette olan bu sistem ülkemizde de deneme aşamasındadır. Şu anda kullanmakta olduğumuz VHF/UHF bandından çok daha ufak antenlerle bile yayın alabilecek, tek bir analog yayının taşınması için gereken band genişliğinden, sıkıştırma tekniği kullanılarak 4 ile 6 yayının iletilmesine izin veren ve çok daha fazlasını vaat eden yeni ve verimli bir yayın metodudur.
Ya da kısaca; mevcut vericilerden analog olarak yapılan televizyon yayınlarının sayısal (dijital) olarak yapılmasıdır da diyebiliriz.

Aynı telefon hatlarından 56k bağlantısından ADSL teknolojisi ile 1024 k ve üzeri bağlantıya kavuşmamız gibi burada da mevcut vericilerdeki anolog teknoloji ,dijitalleri ile değişecek. Bu değişim sayesinde de aşağıda belirttiğim nimetlere kavuşacağız inşallah…

Uydu Yayını ile Karasal Yayın (DVB-T) Arasındaki Fark Nedir ?

Uydu alıcıları; çanak antenlerle konumlandırdığınız farklı uydularda birçok ülkenin yerel, özel, şifreli ve şifresiz tüm içeriklerini izlemek mümkünken karasal yayında sadece bulunduğunuz bölgede bulunan yerel vericilerin bu sisteme geçmesi ile alabileceğiniz yayın türüdür. Dijital olmakla beraber Çanak anten yerine sadece yaklaşık 20-30 cm. boyunda bir çubuk antenle yayınları alabilme kolaylığı sağlayan bir teknolojidir.


Karasal Sayısal Sistemin(DVB-T) Avantajları


  • Hareket halinde olsanız bile TV yayınını alabilmesi; Cep telefonunuzdan ya da cep bilgisayarlarınızdan, otobüs gibi herhangi bir vasıtayla seyahat ederken kaçırmak istemediğiniz bir programı izlerken hayal edin kendinizi...

    Resimdeki gibi usb bellek boyutlarında Tv kartlarının olduğunu düşünecek olursak bu durum çok da şaşırtıcı olmasa gerek…

  • Daha kaliteli görüntü ve ses yayını; Daha yüksek çözünürlük ve bant genişliğine imkan tanıması sayesinde şu an için (dvd kalitesi) MPEG-2 kodlaması ile / PAL 720:576 piksel stereo kodlama ve ilerisinde de H-264 gibi daha iyi sıkıştırma algoritmalarına ve bant genişliğine açık olması. Tıpkı uydu yayınlarında olduğu gibi sinyal yeterli olduğu sürece parazitsiz ve dalgasız kaliteli görüntü keyfi sunması da cabası olsa gerek.

  • Yansıyan Sinyallerin görüntüyü bozmak yerine daha da iyi hale getirmesi; Bir şekilde yansıyarak tekrarlayan frekansların görüntüyü bozmak yerine birleşerek yayın kalitesini daha da iyi hale getirmesi.

  • Radyo yayıncılığında; Mono AM, Mono FM, Stereo FM ve CD kalitesinde yayın seçenekleri sunması.

  • Bir yanın için aynı anda birden fazla dil seçeneği; Dvd filmlerdeki gibi çoklu lisan seçeneğine sahip olabileceğiz.

  • Analog yayın için bir kanaldan sadece bir TV program yayını yapılabilirken, karasal sayısal yayın bir kanaldan en az dört, en fazla altı yapılabilmesi; Böylece sınırlı sayıdaki frekansların daha etkin ve verimli kullanılabilmesi kolaylaşıyor.

  • Karasal sayısal televizyon yayıncılığında kullanılan televizyon vericilerinin analog televizyon yayıncılığında kullanılanlardan çok daha az güç harcaması; Bu şekilde aynı genişlikteki alan kapsaması sağlanırken insan sağlığını tehdit eden, elektromanyetik kirlilik de bir nebze azaltılmış olacak.

  • İnteraktif(etkileşimli) TV yayıncılığına imkân tanınması; Digitürkt sistemindeki gibi seçilebilir video kanalı, interaktif ev bankacılığı, evden alışveriş ve televizyonu ekran olarak kullanarak internete bağlanmak gibi hizmetlerde sunabilecek olması. *


    Standart bir DVB-T Anteni(Boyutları farklılık gösterebilir) # Dizüstü Bilgisayarlar için PCMCIA DVB-T kartı

  • Yüksek tanımlı (HDTV) veya geniş ekranlı resim(16/9); High definition television(Yüksek Tanımlı Televizyon) Japonya 'da geliştirilen 1920 X 1024 çözünürlüğe kadar çıkabilen televizyon yayın sistemi. Günümüzde kullanılan televizyonlarından yaklaşık olarak yatayda iki kat ve düşeyde iki kat olmak üzere teknik olarak en az dört kat fazla çözünürlüğe sahip olmakla beraber, günümüzün standart televizyonlarından beş katı kadar fazla görüntü bilgisine ve CD benzeri ses kalitesiyle; (6 kanal surround ses) geleceğin yayın standardı...

  • Ülke çapında tek frekans ağı-SFN (Single Frequency Network) kurularak, frekans spektrumunun etkin bir şekilde kullanılması; Aynı kanaldan yayın yapan farklı noktalardaki sayısal yayınlar, anolog yayınlarda olduğu gibi birbirlerini bozmak yerine kuvvetlendirdiğinden, sinyallerin alıcılara daha iyi bir şekilde ulaşması. Ya da başka bir deyişle radyo kanallarında da fark ettiğimiz gibi Ankara ’da bu frekans, Adana ’da şu frekans yok. Bir kere ayarladıktan sonra istediğin yere götür izle.

  • Çok daha ufak bir anten ile daha fazlasını sağlaması; Her ne kadar eski antenlerimizi de bu teknoloji de kullanmak mümkün olsa da bu sistem oturduğunda yeni alınacak sistemlerle beraber gelecek yaklaşık 20-30 cm.lik düz ve ufak bir antenle yükselticiye bile gerek duymadan yayınları alabilmek varken kim uğraşır eskisiyle…

  • Çatı ve balkonlardaki görüntü kirliliği ve kablo karmaşasını bir nebze azaltması; Vakti geldiğinde çanak antenleri al aşağı edebilecek kadar olmasa da en azından bizi eski tip, çok yer kaplayan ve yükselticiye ihtiyaç duyan antenlerden ve fazlalık birkaç verici kulesinden kurtaracağı kesin.





Günümüzde Kullanmakta Olduğumuz Anolog Sistemin Dezavantajları


  • 65 kanal yayını ile sınırlı olması,

  • Elektromanyetik dalgaların; yükseklik farkı ve aradaki engeller gibi nedenlerle görüntüye bozulma, karlanma, parazit, gölgelenme, kanalların birbirine geçmesi ve seste cızırtı gibi faktörler eklenmesi,

  • Geniş bant yayımlara elverişli olmaması,

  • Etkileşimli uygulamalar gibi multimedia olanaklardan yoksun olması,

  • Daha büyük bir antene ve yükselticiye ihtiyaç duyması,



Kısa Tarihçe

Sayısal Televizyon ile ilgili ilk resmi çalışmalar 1993'de Bonn'da gerçekleşen DVB (Digitial Video Broadcasting) projesi adı altında 20 ülkenin katılımı ile başlatılmış ve şu anda katılımcı sayısı 200'e ulaşmıştır.

Dünyadaki Karasal Sayısal TV Yayıncılığında (DVB-T) ise Temmuz 1997’de İngiltere’nin Chester kentinde yapılan toplantıda, DVB-T yayınının hangi bandlardan yapılabileceği ve standartı belirlenmiştir.

Avrupa ülkelerinin çoğu, analog yayın iletimine yaptıkları büyük miktarlardaki yatırımlardan dolayı, sayısal TV yayınlarına ancak 2010 yılında tam anlamıyla geçebileceklerini, geçiş süresince de analog ve sayısal yayınların eş zamanlı yapılacağını ifade etmişlerdir.


Sonuç

Karasal Sayısal Yayın Sistemi şu an tam olarak faaliyete geçmemiş olsa da görmüş ya da çok yakınma görecek olduğunuz gibi yeni satılmaya başlayan birçok uydu alıcısı ve düz panel televizyonlarda dvb-t desteği bu standardın yakın bir zamanda hayata gireceğinin ilk emaraleri olsa gerek. Bu olduğunda da genllikle çatılarda konumlandırdığımız çanakların pabucunu diğer çatıya atamayacak olsak da en azından balkonlarımızdaki anolog antenlerimizi çatıya atmamız mümkün ama mecbur değil. Çünkü yeni teknoloji çok daha ufak ve harici yükseltici gereksinimi bile bulunmayan antenlerle daha az alanda daha iyi kalite vaat ediyor.

T-DAB sayesinde dijital radyo keyfini sürerken DVB-H sayesinde de Cep telefonu ve Cep bilgisayarları gibi küçük taşınabilir cihazlardan kesintisiz ve ücretsiz TV izleme imkanımız olacak...

Ya da; daha da basite indirgeyecek olursak meseleyi; Mevcut çanak antenlerle izlediğimiz dijital yayın sisteminin bütün özelliklerine sahip ve yine aynı teknolojinin bir türevi olan bu sistemi mevcut vericileri ve alıcıları dijitale çevirerek faydalanma imkanına sahip olacağız. Bunun adı da "Karasal Sayısal Yayın Sistemi" olacak...

Son olarak; aşağıda bu araştırmayı yapmama vesile olan; yakın zamanda sahip olmuş olduğum Asus My Cinema-P7131Dual PCI kartımın ve ASUS W5F dizüstüme yakışacağını düşündüğüm Asus My Cinema U3000 USB Tv kartının yanında araştırma yaparken denk geldiğim DVB-S ve DVB-T destekleyen hybrid receiver cihazlarını bir yana koyup aşağıda resmini gördüğünüz, DVB-S, DVB-T ve Anolog olmak üzere üç yayın türünü birden destekleyen ilginç bir TV kartına da ilginizi çekebileciğini düşünerek ekledim...

FlyDVB Trio



Terimler & Kısaltmalar

Digital Video Broadcasting ___ Dijital Video Yayını
DVB-Satellite ___ Uydu Yayınları
DVB-Cable ___ Kablo Yayınları
DVB- Handheld ___ Taşınabilir Cihazlar için Yayın
DVB-Terrestrial ___ Karasal Yayın
T- Digital Audio Broadcasting ___ Sayısal Radyo Yayını

MMDS: Çok kanallı çok noktaya dağıtım sistemi
MVDS: Çok kanallı video dağıtım sistemi
LMDS: Tek noktadan çok noktaya dağıtım servisi

Enterferan: Çevresel faktorler, manyetik alan vb.. nedenler sebebiyle sinyallerin etkilenmesi durumu
Digital: Sayısal (illa ki çanak olacak demek değil)
Hybrid: Melez
Receiver: Alıcı

Asus My Cinema U3000__________________________________________ Asus My Cinema-P7131Dual

(yok Yorum yapılmış) Yorum yaz! Baglanti

Daha hızlı daha güçlü: Asus Lamborghini VX2

 

Çeşitli araştırma kuruluşlarının yaptıkları son dönem araştırmalara ve anket sonuçlarına baktığımızda, dizüstü pazarının ciddi hareketlilik içinde olduğunu, konuya ülkemiz bazında yaklaştığımızda ise toplam bilgisayar satışları içerisinde her yıl dizüstü bilgisayar satışlarının ciddi şekilde arttığı ve kısa bir süre içerisinde de masaüstü bilgisayarlarının tozunu arttıracakları da önümüzdeki önemli gerçeklerden biri. Tabii bunda özellikle gelişen teknoloji ile birlikte performansları masaüstü bilgisayarları yakalayan dizüstü bilgisayarların fiyatlarının da eskiye göre nispeten alınabilir seviyelere gelmesi ve globalleşen dünyada insnaların maksimum zaman verimliliği elde etmek ve olabilidiğince mobilize olma istekleri de bu gelişmelere etken önemli noktalar arasında yer alıyor. Tabii artan dizüstü bilgisayar satışlarından nimetlenmek isteyen çok sayıda firmada bu pazara girdi. Özellikle düşük maliyet hedefi ile ortak yapıların ve hazır şablonların çok geniş kapsamda kullanıldığı biribirinin aynısı olan dizüstü bilgisayarların aksine bazı firmalar özel modelleri ile dikkatleri üzerlerine çekmeyi de başarabiliyorlar. Bu akımı başarıya ulaşıtran ilk firmalardan biri Acer olmuştu. Ferrari'nin Formula 1 takımı sponsorlarından olan Acer, Ferrari ile yaptığı ciddi çalışmalar sonucunda geçtiğimiz yıllar içerisinde Ferrari isim ve logolu yüksek donanım seviyesine sahip, tasarım-donanım-fiyat üçlüsü açısından değerlendirildiğinde son derece elit bir seri oluşturan Acer'ın Ferrari modelleri okadar başarılı olduki firma daha sonra ürün gamına Ferrari logolu LCD monitörleri vb. bazı donanımları da eklemeye başladı. Acer'dan sonra benzer bir çalışma Asus'dan gelmişti. Asus yine bir İtalyan süper spor otomobil devi olan Lamborghini ile ortaklık içine girerek karşılıklı müşterek çalışmalar sonucunda Lamborghini VX1'i hazırlamıştı. Acer'ın Ferrari serisi gibi yüksek donanım seviyesine ve özel bir tasarıma sahip olan bu modelin ciddi başarı yakalamasının ardından firma şimdi de Lamborgini VX2 modeli ile karşımızda.

Asus'un yeni Lamborghini VX2 modeli gerçek anlamda ilk defa geçtiğimiz ay yapılan Tüketici elektroniği fuarında (CES 2007) karşımıza çıkmıştı. Fuar boyunca sergilenen ama teknik özellikleri konusunda açıkçası pekte açıklama yapılmayan Asus'un torku yükseltilmiş yeni modeli Lamborghini VX2'nin teknik detayları da artık gelen resmi açıklamalar ışığında belirginleşmeye başladı. Güncel donanım gelişmelerine paralel olarak donanım özellikleri yenilenen ve tasarımında da bazı değişiklikler içeren yeni Lamborghini VX2 çok can yakacağa benziyor. Ürünün teknik özelliklerine baktığımızda, Intel Centrino Duo mobil teknolojisini kullanan Lamborgihin VX2 üzerinde Asus'un işlemci tercihi Intel'in en güncel ve performanslı işlemcilerinden biri olan çift çekirdekli Core 2 Duo (Merom) T7400'den yana olmuş. Yine Intel'in 945 yonga setine sahip anakart kullanan pistlerin hızlı oyuncusu VX2 üzerinde Intel'in yeni nesil Wireless-N teknolojisi de yer almakta. Ürünün grafik çözümüne yönelik tercih ise Nvidia'nın GeForce Go 7700 modelinden yana olmuş. Dünyanın 80nm üretim teknolojisi ile üretilen ilk grafik çözümü olan 512MB belleğe sahip GeForce Go 7700, VX2'nin grafik alt yapısını oluştururken açıkçası böyle üst seviye bir sistemde özellikle ATi'nin mobil X1900 çözümleri de tercih edilebilirdi doğrusu. Sistem üzerinde yer alan 2GB'lık DDR2 bellek ve 160GB'lık hard disk son derece yeterli iken optik çözüm olarak ise Lightscribe teknolojisine de sahip DVD yazıcı kullanılmış. Artık HD-DVD ve Blu-Ray'ların sistemlerde kullanılmaya başlandığını göz önüne aldığımzıda Asus'un maliyetleri çok daha yukarılara çekmemek için klasik DVD yazıcı tercihini kullandığını düşünüyoruz ama zaten fiyatı bir hayli yüksek olan ve yine sınırlı sayıda üretileceği söylenen VX2 için HD-DVD'nin getireceği ek maliyetin sisteminin alınabilirliğini ne kadar olumsuz etkileyebileceği ise ciddi bir soru işareti. 15.4-inç'lik parlak ve sıfır ölü nokta garantisi veren ekrana sahip olan VX2, üretici firma Asus'un Video Intelligence teknolojisi sayesinde de görsel uygulamalarda rakiplerine göre iddialı olma peşinde. 3xUSB; VGA-Out (D-Sub); TV-Out (S-Video); IEEE1394; 8-1 kart okuyucu; Line-In; μ-DVI ; Docking Port gibi genişleme olanaklarına da sahip olan Asus Lamborghini VX2 üzerinde ek olarak 1.3MP'lik dahili bir kamera ve mikrofon da yer almakta.

 

Güçlü donanım özelliklerinin yanında Asus, VX2'nin yazılımsal özelliklerini de ciddi anlamda güçlü tutmuş. Zira bunun en güzel örneğini yapılan işeletim sistemi tercihinde görüyoruz. Asus, VX2 üzerinde Microsoft'un yeni nesil işletim sistemi Windows Vista'nın en iddialı ve pahalı modeli olan Ultimate versiyonunu kullanmış. Donanım ve yazılım özelliklerini birleştirmede genel itibariyle başarılı olan VX2, sahip olduğu Bluetooth 2.0 teknolojisi ile de bağlanılabilirlik yetilerini de arttırıyor. Tabii dizüstü bilgisayarların özellikle de güçlü konfigürasyona sahip olan modellerin önünde yer alan en büyük sıkıntı, genellikle güç tüketimi ve batarya ömrü oluyor. Asus bu sorunun önüne geçebilmek için VX2 üzerinde "extreme" güç yönetimi adını verdiği Power4Gear teknolojisini kullanmış. Bu teknolojinin temel amacı işlemci hızını uygulamaya göre otomatik olarak ayarlayarak batarya ömrünü uzatabilmek. Bu noktada Asus Lamborghini VX2 kullanıcılara 4 farklı mod sunuyor. Kullanıcıların seçeceği Oyun, DVD izleme, Müzik Dinleme ve Kelime İşlemci modlarına göre işlemci hızı otomatik ayarlanarak batarya ömrünün uzatılması hedeflenmiş ki Asus'dan gelen bilgere göre bu teknoloji sayesinde 20-25% arası verimlilik sağlanabilmiş.

 

Tasarım, donanım ve Lamborghini asaletini VX1 üzerinde harmanlayarak ciddi bir başarı yakalayan ve Acer'ın Ferrarisine rakip olan Asus, daha hızlı ve torklu yapıya sahip olan VX2 ile anlaşılan çok daha iyi tur zamanlarına imza atacak gibi. Fiyatı hakkında henüz net bir bilgi bulunmayan Asus Lamborghini VX2'nin yine sadece sarı ve siyah modellerinin olacağı söyleniyor. Gelen bilgiler ışığında limtli sayılarda üretileceği söylenen VX2'den ülkemize kaç adet geleceği de merak konusu olan noktalardan birisi.

(1 Yorum yapılmış) Yorum yaz! Baglanti

<<Önceki Sayfa |1/2|

:::...PayLaS BiZLe...:::: Gençliğin Yeni Adresi http://bannerbreak.com/banners/2/710/122692325566648130.gif